Üstünlük ve Aşağılık Kompleksi’nin İngilizce Öğrenmedeki Yeri

Ocak 23, 2024Ahmet Konukoğlu

Sınıflar nereden bakarsanız bakın gerçek hayatın en canlı, en renkli bazen de en sinir bozucu örnekleridir. Çünkü içinde normal yaşantımızda karşımıza çıkabilecek her türlü insanın var olduğu bir küçük evrendir aslında. İnsanların sahip oldukları çeşitli psikolojik nitelikler elbette öğrenme süreçlerini olumlu veya olumsuz etkiler. Bu özelliklerden üstünlük ve aşağılık kompleksi yaşayan öğrencilerin yabancı dil öğrenme süreçlerini irdelemek ve İngilizce öğrenen veya öğrenecek olan siz sevgili okurlarıma da bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

               İngilizce eğitimine başlamadan ilk yaptığımız şeydir seviye tespit sınavı. Yazılı ve/veya sözlü bir şekilde yapılan bu sınavların elbette amacına çok iyi hizmet etmesi beklenir. Bu seviye tespit sınavlarından önceki bir zaman diliminde eğitim almaya niyetlenen öğrencilerimle ufak da olsa İngilizce üzerine sohbet etmeyi tercih ederim. Türkçe olarak… “Pardon, acaba sizde üstünlük veya aşağılık komplesi var mı?” diye soramayacağım için “İngilizce seviyeniz hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soruyorum ve heyecan, gerilim, aksiyon, yer yer komedi türlerinde IMDB’si 8’in üzerinde olan harika performansları izlemeye başlıyorum. İngilizce seviyesinin gayet iyi olduğunu, dinlediğini anladığını, kendini İngilizce olarak ifade edebildiğini, tek sıkıntısının Amerikan İngilizcesi mi yoksa İngiliz İngilizcesini mi konuşması gerektiğini bilmediğini söyleyen de oldu hiçbir şey demeden sadece “Hocam, işte lisede öğrendiklerim kadar biliyorum” diyen de. Bence kişi kendi İngilizce seviyesini kendisi tespit etmeli. Niye mi? Çünkü en başta dile getirdikleri kendileriyle alakalı bu algıyı eğitim boyunca haklı çıkarmak için ellerinden geleni yapacaklar.

               Gelelim ilk örneğimize. Zaten eğer bir öğrencinizle (doğum yeri Türkiye ise) Amerikan İngilizcesi mi İngiliz İngilizcesi mi muhabbetine giriyorsanız konu kapanmıştır. Çünkü tek sorun olarak hangi aksanın konuşulacağı söz konusuysa orada kesinlikle bu konudan çok daha fazla ve çok daha büyük sorunlar vardır. Üstünlük kompleksi olan bu öğrencimin dediklerini analiz edelim buyurun:

1) İngilizce seviyem gayet iyi (=İyi değil, hatta bulunduğum sınıfta en kötü seviye hep benimki olur.)

2) Dinlediğimi anlıyorum (=Anlamıyor. İngilizce filmleri Türkçe dublajla izliyorsa bak o olabilir, yani anlayabilir. Yabancı şarkı dinlediğini de iddia edebilir. Hatta bence telefonunu da kesin İngilizce yapmıştır.)

3) Kendimi İngilizce olarak ifade edebiliyorum (=Elbette. Sözün bittiği yerde (ki hemen biter) vücut dili, jest ve mimikleri ile devreye giriyordur. Hatta tipik bir Türk tekniği olan aniden ses yükseltme de yapıyordur. Genelde ses yükseltilen zavallı İngilizce kelime de malumunuz GO’dur.)

4) Tek sıkıntım Amerikan İngilizcesi mi yoksa İngiliz İngilizcesini mi konuşmam gerekiyor onu bilmiyorum (=Gazianteplilerin de dediği gibi duvarı her renge boyadık, bir Antep fıstığı yeşili kaldı.)

İkinci örneğimiz daha vahim:

1) Hocam, işte lisede öğrendiklerim kadar biliyorum (=Bu üzerine sayfalar yazılacak bir konu. Lisede öğrenilen İngilizce ifadesi sadece biz Türk İngilizce öğretmenleri için bir anlam ifade eder. Bir İngiliz’e söylesen bunu anlamaz. Hatta yanlış da anlayabilir. Lisedeki kadarsa iyi o zaman diye düşünebilir. Yani kısacası diyor ki öğrencim “Hocam, İngilizcem yok”.)

Her iki zıt özelliklere sahip öğrencilerim derslere başladıkları zaman da aynı kalıyorlar. İlki o kadar iyi ki (!) sizi dinlemeye bile tenezzül etmiyor. Kuralları açıklıyorsunuz not alma gereği hissetmiyor. Telaffuz hatası yaptığında ona uygun bir düzeltme yaptığınızda kendi yanlış telaffuzunu devam ettiriyor. Hatta arada bir diğer arkadaşlarını seviyelerinin çok düşük olmasından dolayı eleştirebiliyor. Hâlbuki bir sınav uyguladığınızda hep diplerdedir. Şaşmaz. Elbette bir mazereti vardır. Düşük sınav notunu eline tutuşturduğunuzda sormak istersiniz “Şey… Dağcılık nasıl gidiyor? Hani küçük dağları siz yaratıyormuşsunuz duyduğuma göre. Sınav tarihi ile bu yaratılış destanı çakıştı herhalde?” diye. Ama emin olun kesin sınav kalitesizdir (!).

İkincisi de yaptığı her hatayı kendine hak görür. Zaten bu işi yapamayacağını düşündüğü için her adımda kendini haklı çıkaracak bir şey bulmaya çalışır. Nasıl olsa yanlış olacak diye ödev yapmaz, tekrar yapmaz, İngilizce konuşmaz, yazmaz. Dinleme yaparken ilk darbede yere serilir. Çünkü lisede öğrendiği kadar’dan bir iki tık daha azdır İngilizcesi. Malum aradan geçen zaman sadece gözlerimizdeki gülümsemeyi götürmüyor, İngilizcemizi de alıp götürüyor bizden. Uzun lafın kısası; ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Aşağılık veya üstünlük kompleksiniz sıkı bir çalışmayla halledebileceğiniz İngilizceyi imkansız hale getiriyor. Onlarca örneğini gördüm, bir onlarcası ile daha tanışmak için kalbim pır pır atıyor. Ortalama kelimesini hayatımda sadece aşağılık ve üstünlük kavramlarını dengelemek için kullanmayı seviyorum. Ortalama bir insan olmak aşağılık veya üstünlük kompleksine sahip bir insan olmaktan daha iyidir. Yani İngilizce öğrenmek için… Yoksa küçük dağlarla ilgili bir sorunum yok. Yanlış anlaşılmasın.